Dil ve konuşma terapisi tüm yaş grubundaki bireylerde görülen; dil, konuşma, ses ve yutma bozukluklarının önlenmesi, değerlendirilmesi ve terapi sürecini kapsayan bir süreçtir.
Konuşma Sesi Bozuklukları, Artikülasyon Bozuklukları ve Fonolojik Bozukluk olarak ikiye ayrılmaktadır.
Artikülasyon Bozukluğu: Konuşma seslerinin üretimindeki hatalara odaklanır.
Fonolojik (Sesbilgisel) Bozukluklar: Birden fazla sesi etkileyen öngörülebilir ve belli örüntülere dayanan hataları kapsamaktadır.
Artikülasyon ve fonolojik bozukluklar arasında net bir ayrım yapmak genellikle zordur, bu nedenle birçok Klinisyen nedeni bilinmeyen konuşma hatalarından bahsederken daha geniş bir terim olan ‘Konuşma Sesi Bozukluğu’nu kullanmayı tercih etmektedir.
Eğer birey, ‘kedi’ yerine ‘tedi’, ‘gel’ yerine ‘del’ diyorsa ya da bazı sesleri söylerken düşürme gibi fonolojik işlemler yapıyorsa geç kalmadan bir uzmana başvurmanız gerekmektedir.
Konuşmanın akıcılığındaki bozulmalar olarak tanımlanmaktadır.
Birey tekrar, uzatma, blok, araya ses yerleştirme, revizyon tarzı kekemelik türleri gösteriyorsa geç kalmadan bir uzmana başvurmanız gerekmektedir.
2-3 yaş civarında başlayan kekemelikler yüzde 75-80 oranında kendiliğinden iyileşme gösterebilmektedir fakat uzman bir Dil ve Konuşma Terapisti tarafından bu evrede risk faktörlerinin belirlenip aileye neler yapabileceği, kekemeliği olan bireye nasıl davranması gerektiği üzerine danışmanlık verilmelidir.
Daha geç başlayan kekemeliklerde ya da uzun süre devam eden kekemeliklerde mutlaka bir Dil ve Konuşma Terapisti’nden destek alınması gerekmektedir.
Konuşma hızının çok hızlı olması sebebiyle, akıcılıkta bozulmaların görüldüğü konuşma bozukluğudur.
Bireyler, konuşmadaki anlaşılırlığının düşmesi ve çevreleri tarafından anlaşılmama sebebiyle kliniğe başvurmaktadırlar.
Yutma üç aşamada gerçekleşir;
Bu evrelerin işleyişinde herhangi bir bozulmaların olması ve bu sebeple gerçekleşen yutma güçlüğünün yaşanmasına disfaji (yutma bozukluğu) adı verilmektedir.
Bebeklerin 18 aylıkken ilk sözcüklerini söylemeye başlamaları, 2 yaş civarında ise ikili sözcükleri söylemeye başlamaları, 3 yaş civarında ise kendilerini net bir şekilde ifade etmeleri beklenmektedir. Eğer çocuğunuzun konuşma seyri bu şekilde ilerlemiyorsa bir problemin varlığından şüphelenmeniz gerekmektedir. Gecikmiş dil ve konuşma bozuklukları dil gelişiminin normal seyrinden sapması, çocuğun kendini ifade etmekte zorlanması, sözcükleri kullanmak yerine parmakla işaret etmesi olarak görülen bir dil ve konuşma bozukluğudur.
Bu anormallikler, zayıflık veya felç, koordinasyon bozukluğu, istemsiz hareketler veya aşırı, azalmış veya değişken kas tonusu dahil olmak üzere bir veya daha fazla sensorimotor problemden kaynaklanmaktadır.
Dizartri, konuşmanın anlaşılırlığını, konuşmanın doğallığını veya her ikisini de olumsuz etkileyebilir. Dizartrili bazı konuşmacılarda anlaşılırlığın normal olabileceğini belirtmek önemlidir. Dizartri ayrıca diğer nörojenik dil, bilişsel ve yutma bozuklukları ile birlikte ortaya çıkabilir.
Afazi, serebral emboli veya beyin kanaması sonucunda oluşan inme (strok) ya da beynin sol hemisferini etkileyen kafa travması ve benzeri yaralanmalar sonucunda ortaya çıkan ve beynin dilden sorumlu alanlarının hasarlanmasından kaynaklanan edinilmiş bir dil bozukluğudur. Bu duruma bağlı olarak bireyin konuşma, konuşulanı anlama, tekrarlama, adlandırma, okuma ve yazma gibi becerilerinde bozulmalar oluşmaktadır. Afazi tipleri, bu alanların hangisinde ne derece bozulmaların olduğu belirlenerek saptanmaktadır. Tutucu afazide bireyler konuşmakta güçlük çekmektedirler fakat anlamada görece iyidir, akıcı afazide ise birey konuşulanı anlamakta zorlanmaktadır fakat akıcı olarak konuşmaktadır. Fakat söylediği sözcükler genel olarak anlamsız olabilmektedir ya da konuşma bağlamına uygun olmadığı görülmektedir.
Kişinin sesinin yaşına, cinsiyetine ve ait olduğu kültüre uygun olmayan perde (sesin inceliği-kalınlığı), şiddet (sesin kısıklığı veya çok yüksek olması) ve kaliteye (pürüzlülük boğukluk, vb.) sahip olması durumudur. Ses bozuklukları kişilerin mesleki ve sosyal yaşamlarını etkileyebilir. Nodül, Kist, Reinke Ödemi, Ses Teli Paralizisi, Mutasyonel Falsetto gibi bazı hastalıklar ses bozukluğuna sebep olmaktadır.
Dil ve konuşma bozukluklarının tanısı hekim tarafından konulmaktadır. Yetişkinlerde görülen kaza ya da felç sonrasında meydana gelen konuşma bozukluklarında, uzun süreli devam eden ses kısıklıklarında, yutma güçlüklerinde mutlaka bir hekim ve Dil ve Konuşma Terapisi’ne başvurmaları gerekmektedir. Eğer çocuğunuzda bir konuşma gecikmesi varsa, anlaşılırlığı düşükse veya konuşma akıcılığında bozulmalar varsa mutlaka bir Dil ve Konuşma Terapisi’ne ve hekime başvurmanız gerekmektedir. KBB, Nöroloji ve Psikiyatri bölümlerine başvurmanız gerekmektedir. Dil ve Konuşma Terapisti uzman hekimin koyduğu tanıya uygun terapi düzenlemektedir.
Moodist Hastanesi’nde multidisipliner yaklaşımlar kullanılmaktadır. Hastanenin bünyesinde bulunan Psikiyatri Uzmanları, Psikologlar ve Konuşma Terapisti tarafından danışanların tedavileri süresince bütüncül bir yaklaşım kullanılmaktadır. Konuşma Terapisti danışanın dil ve konuşma bozukluğuna uygun terapi yöntemi düzenlemektedir. Terapi seansları danışanın ihtiyacına göre belirlenmekte ve terapisine uygun program ve uygun materyaller ile terapi seansları gerçekleşmektedir. Terapist danışanı belirli bir düzende takip etmekte ve ev ödevlendirmesi yapmaktadır. Ayrıca Terapist, danışanın ailesini terapide yapılacaklar hakkında bilgilendirmekte ve aile danışmanlığı vermektedir. Terapi programları hastanın dil ve konuşma bozukluğuna göre değişiklik göstermektedir.
WhatsApp us